Yıllar Sonra Kardere / Abdullah BOZDEMİR

Anasayfa » Abdullah BOZDEMİR » Yıllar Sonra Kardere / Abdullah BOZDEMİR
share on facebook  tweet  share on google  print  

Yıllar Sonra Kardere / Abdullah BOZDEMİR

"Abdullah BOZDEMİR" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Yıllar

































Yıllar Sonra Kardere


Zaman mı çabuk geçti? Yoksa zaman durdu da biz mi içinden koşarak geçtik? Bilmiyorum. Bu soruyu uzun yıllar sonra köye gitmeyi planlarken bir kez daha sordum kendime. Ne kadar uzun zaman olmuş köye gitmeyeli? Ne de çabuk geçmiş seneler! Gurbete diye çıktığımız yoların dönüşü her geçen gün uzamış, bizler yeni hayatlarımızda çoğalırken söylediğimiz sıla türküleri kent türkülerine dönüşmüş, zaman kısalmış, mekan yakınlaşmış, gidenler gelmiş, gelenler gitmemiş, kalanlara selam etmiş yine de uzak kalmışız, ama unutmamışız !..

 

O topraklarda doğduysanız  veya anlattılarsa sizden önceki yaşamların hikayelerini, taş üstünde yeşertilen ormanı, sarı sıcak şikarı, karsoru, aksu destanını… binbir çeşit çiçeğin kokusunu taşıyan rüzgarı, hiç görmeden hüzzam makamında öten yusufçuk kuşlarını, ağustos da el değmeyen buz gibi suları, ışgınları, kevenleri, kengerleri… nasıl unutabilirsin ki? 

 

 

Trenle geldiğimiz yolculuğun sonunda Kemah köprüsünü geçip köye doğru yol alırken gördüğümüz, duyduğumuz her şeyin anlamı yalnızca o ana ait değil artık… en son bıraktığın yılların, yolların, yazların, kışların içinden geçip geliyorsun bu güne… kaybolan yerler, eskiyen binalar, yeni yollar, yeni yüzler… hepsi aynı karede! Bunu köye yaklaştığın her kilometrede daha çok hissediyorsun.

 

Asfalt yolla geldiğimiz Şikar’ dan hüzünle! geçtikten sonra eskiye oranla çok daha rahat çıkıyorsunuz genişletilmiş stabilize yoldan köye. Öğrendik ki şikar-köy arasındaki bu yol asfaltlanması için planlamaya alınmış. Demek ki gelecekte, kışın getirdiği zor şartlar biraz olsun azalacak !

 

 

 

Son düzlüğü döndüğümüzde yüzümüze çarpan sert rüzgar “ uyan artık geldin hemşerim! ” der gibi karşılıyor insanı. Rüzgarda dans eden yeşil başaklar içinden geçip köye yaklaşırken; hüzünde, sevinçte birbirine karışıyor artık…

 

 

CEVİZ FİDANLIĞI KÖYÜMÜZÜN GELECEĞİDİR

 

Kaldığımız kısa zaman içinde hem hasret gidermek, hem de izlenimlerimizi sizlere yansıtmak için dört bir yanı dolaşarak resimler çektik, video kayıtları yaptık. Ziyaretimize denk geldi Ceviz Fidanlığı Damlama Sulama Sisteminin açılışında bulunduk. Komşularımızla söyleşiler yaptık, geçmişi yad ettik, gelecek günleri konuştuk; arşiv çalışmaları yaptık. Bütün bunları imkanlarımız ölçüsünde sizlerle paylaşacağız.

 

Köye benim gibi uzun süre gitmeyenler veya hiç gitmemiş olanlar için yazıyorum; özellikle haziran ayında köy, baharın tüm güzelliğini üstünde taşıyor. Resimlerde görünen ağaçsız görüntülere aldanmamalı insan, her taraf ot, çiçek, kuş sesleri ile cıvıl cıvıl, en güzel kokular harmanında yürüyorsun tertemiz havada. Aksu'ya gidip su içmenin, kara demlikte çay demlemenin keyfini ancak bilenler bilir…

 

Köyün içindeki yollara kilittaşı döşenmesi ayrı bir güzellik katmış köyümüze; katkı verenleri, emeği geçenleri unutmuyoruz.

 

 

 

Bu gezide beni en çok etkileyen ve umutlandıran ise köyümüz ceviz fidanlığı oldu. Efsane başkanımız Orhan Bozdemir’in mega projeleri arasında yer alan ve sonra gelen yönetimlerimiz tarafından başarıyla hayata geçirilen bu ceviz fidanlığı, yeni muhtarlığımız ve dernek yönetimimizin de gayretleriyle gelecekte köyümüze çok önemli bir ekonomik katkı sağlayacağı, köyü tekrar cazip bir hale getireceği muhakkaktır. Köy alanının dışında dikilen özel ceviz fidanlıkları da bu yöndeki inancımızı desteklemektedir. Köydeki arazilerini boş tutan komşularımızın bu konuyu incelemelerini öneriyoruz. Çünkü ceviz göçü tersine çevirecek ekonomik potansiyele sahip bir ürün.

 

 

KÖYÜMÜZ İNSANLARIMIZLA GÜZEL !

 

Yaz aylarında özellikle emeklilerimizin köye gitmeleri, sosyal hayatın canlanmasına sohbetlerin şenlenmesine, ekonominin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Maddi manevi birikimlerini köye aktaran komşularımız, köyün her geçen gün daha modern ve yaşanabilir bir hüviyet kazanmasında önemli rol oynamaktadırlar. Bunun yanında sahipleri tarafından terk edilerek bakımsız bırakılan, yıkık dökük yapılar da bir oranda görüntüyü bozan, yürekleri burkan hüzünlü resimler oluşturuyor köyde; muhtarlığımızın bu konudaki çabalarının karşılıksız kalmaması için sahiplerinin biraz ilgi ve alaka göstermesi gerekiyor.

 

Öğrenci yetersizliği nedeniyle yıllar önce kapanan okulumuzun tekrar açılması için gerekli ilk müracaat kaymakamımızın köye ziyaretinde dile getirildi. Okulun açılması için yeterli öğrencinin olduğu köyümüzde, çocuklarımızın daha fazla komşu köye taşınmaması için konunun takip edilmesi gerekmektedir.

Köye giriş yolunun iki yanına dikilen çam ve meyve fidanlarının gelecekte köyümüzün resmini nasıl değiştireceğini düşündükçe umutlarımız bir kez daha filizleniyor… Bu güzelliğin oluşmasına sebep olanlar unutulmayacaktır. 

Köyümüzün güzellikleri anlatılmakla bitmez, ‘yaşamak gerekir’ diyerek anlatacaklarımızın bazılarını daha sonraya bırakıp; köyde gördüğümüz bazı olumsuzluklardan da bahsetmek, bu konudaki izlenimlerimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. 

KARDEREYE YAKIŞAN BAKIMLI VE TEMİZ BİR KÖY OLMAKTIR !

Köyün içinde göze çarpan en olumsuz durum; koyun sürülerinin köyün içinde bırakmış olduğu gübre ve dolayısıyla nahoş kokulardır. Bunun nedeni ise sürülerin köyün içindeki ağıllarda tutulmasıdır. Bu durum kışın belki makul karşılanabilir ancak yazın artan kokunun çekilmezliği, salgın tehlikesi ve kene vakalarını düşününce bu durumun pek anlaşılabilir ve kabul edilebilir yanının olmadığı görülmektedir. Bir taraftan köye sahip çıkılmasını söylerken diğer taraftan da yazları köye gelen ve 3-4 ay geçirecek olan insanlarımızın hayatını zorlaştırmanın anlamsızlığı ve haksızlığı ortadadır. Sürü sahibi komşularımızı da mağdur etmeden ağılların köyün dışında uygun bir yere taşınması öncelikle ele alınması gereken bir husustur. 

Yine aynı şekilde köyün içindeki arı kovanlarının da köyde yaşayanlar için bir tehlike oluşturduğu tespitlerimiz arasındadır. Bu kovanlarında benzer bir şekilde köyün dışına taşınması yerinde olacaktır.    

ATIK SU SORUNU BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLMELİ !

 

En önemli ve çok daha kapsamlı ele alınması gereken konu ise, köyün atık sularıdır. Köyümüzün ve Gediktepe’nin atık suları arıtma olmaksızın şikarın dereye bırakılmaktadır. Bu durum o bölgeyi artık her geçen gün daha yaşanmaz hale getirmektedir. Eğer kısa sürede çözüm bulunmazsa oradaki doğal hayatın ömrü fazla olmayacaktır. (yok olmaya başlamış zaten). Salgın hastalık tehlikesine, sulu tarım ve hayvancılığın her geçen gün bitmesine seyirci kalınması kabul edilebilecek ve anlaşılabilecek bir durum değildir. Şikar vadisindeki topraklar ve sular Kardere ve Bozoğlak tarafından kullanılmaktadır. Bozoğlak köyünün atık suları da kendi bölgelerindeki bir başka dereye bırakılmaktadır. Bu şekilde iki verimli arazi de her geçen gün göz göre göre yıkıma uğramakta, yaban hayatı yok olmaktadır.

 

 

Bu olumsuzluğun ortadan kaldırılması sanıldığı kadar zor değildir. Zor olan, güçlü bir iradenin ortaya konulmasıdır. En akılcı çözüm üç köyün atık sularının Bozoğlak tarafından götürülmesidir. Üç köyün atık sularının Bozoğlak çıkışında kurulacak kapsamlı bir atık su arıtma tesisi ile normale dönüştürülerek araziye bırakılması; iki arazinin de kurtuluşu olacaktır. Çünkü her köyün bağımsız olarak bir arıtma tesisi kurması pek mümküm gözükmemektedir.

    

Kardere, Bozoğlak ve Gediktepe köyleri Muhtarlık ve Dernek yönetimlerinin bir araya gelerek bu konuda bir irade ortaya koymaları ve oluşturdukları proje için kamuoyu desteğini arkalarına almaları gerekiyor. Ancak kamuoyu ve finansal destek sağlamaları yukarıda bahsettiğimiz gibi güçlü bir irade ile mümkün olur. Yönetimlere burada büyük görev düşmektedir. Bu tarz projeler için hem devlet hem de özel sektörden çeşitli kaynaklar bulmak mümkündür. Yeter ki bir araya gelinsin ve bu durum en iyi şekilde anlatılabilinsin.

 

 

EN BÜYÜK MİRASIMIZ KARDERE

 

Ata yurdumuz, baba ocağımız, bu güzel coğrafyamıza her yönü ile sahip çıkmalıyız. Sürüde ki koyunlarımıza da sahip çıkacağız, Şikar’ın taşında ki yaban keçilerine de… bahçemizde ki ceviz ağacına da, uçurum kenarında yetişen ardıca da…

   

   

 

Doğal yaşamın bu denli önem kazandığı günümüzde, topraklarımızın değerini anlamak ve anlatmak şüphesiz bizim geleceğe bırakacağımız en büyük kültür mirası olacaktır.

 




Abdullah Bozdemir

İstanbul, 28.7.2009


 

Kaynak : Abdullah Bozdemir
Tür : Gezi Tarih : 28.07.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]
facebook  googleplus  Twitter  Delicious  Digg this