Elizabeth MacCallum'a Mektup

Anasayfa » Elizabeth MacCallum'a Mektup
share on facebook  tweet  share on google  print  

Elizabeth MacCallum'a Mektup

   Kardere halkının Köy Kütüphanesi ve İstanbul Dernek Lokalinin duvarlarında asılı olan sararmış siyah-beyaz resimlerden aşina olduğu, büyüklerimizin hatıralarında yaşayan ancak, yeni nesillerce pek bilinmeyen Kanadalı diplomat Elizabeth MacCallum'u sizlere daha iyi tanıtabilmek için; Dernek arşivinde 50 yıldır özenle muhafaza edilen belgeleri ve fotoğrafları günyüzüne çıkarıyoruz.

Bundan yarım asır önce Kardere'lileri böylesine etkileyen ve gelecek nesillerin onu "altın saçlı, altın yürekli bir fazilet anası" olarak bileceklerine inandıkları Elizabeth MacCallum kimdir? ne yapmıştır, neler yapmak istemiştir? Düşünceleri ve idealleriyle, insan ve doğa sevgisiyle; dil, din, ırk ve mesafe tanımayan hümanist duygularıyla Kardere tarihinde çok özel bir yere sahip olan Kanadalı diplomat Elizabeth MacCallum'u bilmek ve tanımak, ona olan vefa ve minnet duygularımızın tazelenmesinin yanında, Kardere tarihinde devrim sayılabilecek bir dönemi bilmek demektir.

 

   
                                                                                                                                                             

25.8.1964
İstanbul

                                                                                                                          

Ülkümüzün Güneşi
Sevgili Elizabeth MacCallum

Sizi en candan dileklerimizle uğurlarken, gönüllerimizde uzak kalmanın üzüntüsünü duymaktayız. Bize, biz kadar yakın siz faziletli dostumuzu, her zaman aramızda görmek arzumuz sonsuzdur.

Siz bizden iklim, iklim ötelerdeki, özgürlük ve refah ülkesinin, erdemli insanısınız. Biz ise, ufuklarına asırların karanlığı sinmiş Anadolu’nun acı kederli köylüleri. Doğduğumuz gün karşımızda, cimri ve zalim bir tabiat buluruz. Ecdat yurdumuz Kardere, bizim için bir üvey anadır. Beş yaşında hayat savaşına koyuluruz. Çoğu zaman, sevdik ve sevildiklerimizden uzaklarda, gurbet ve memleket özlemiyle yanarız. Geçmişin bize sunduğu bahşiş, böylesine elemli yaşama öyküsüdür.

Karderemiz ilme, inkılaba ve önderliğe muhtaçtı. Bize yokluklar içinde kalkınmayı vaat edecek bir inanç gerekliydi. Yapıcı, yenici, itici bir irade ve tükenmez bir kuvvet arıyorduk. Zayıftık, fakat ümidimiz büyüktü. Karderemize bir güneş doğacaktı…

Ve önümüzde sizi bulduk. Sizin hümanist duygularla örgütlenmiş kalbiniz, bizim gibi ışığa muhtaç olanları arıyordu. Dertlerimize ortak, ideallerimize yoldaş oldunuz. Enerjimizin kaynağı, sizi Kardereli görmek oldu. Bize mutlu bir geleceğin, ümit ve sevincini müjdelediniz. İlk defa bir bilinçli el, çorak topraklarımızı okşadı. Dağımıza, tepemize fidan, gönlümüze inanç diktiniz.

Bir gün köyümüz şakrak kuşların öttüğü, berrak suların aktığı yemyeşil bir yurt olacak bize. Ağaçlarımız dal, budak verecek boşlukta. Toprağında verimli başaklar dereceğiz. Ve bundan böyle anaların gözü gurbet yollarında kalmayacak. Yüzlerden mutluluğun anlamı taşacak. Rüzgarlarla yarışan aydın bir gençliği olacak Karderenin. Bilgisizlik yolumuza set çekmeyecek. Siz o zaman adınızla bir yükseliş parolası olacaksınız…

Sizi temsil eden kıymetli eserinize, insani emellerinize tüm varlığımızla hizmet edeceğiz. Sizi her gün çok, daha çok anacak, hafızalarımızda abideleştireceğiz. Gelecek nesillerimiz sizi, altın saçlı, altın yürekli bir fazilet anası olarak bilecekler. Bütün ruhumuzla size inanıyoruz değerli öğretmenimiz.

Memleketimize veda etmeden evvel, köyümüz ve bütün Türkiye adına size minnet ve şükran hislerimizi, vatanınıza samimi ve candan selamımızı sunarız. İyi haberlerinizi alacağımız ümidini besler, selamet dileklerimizle sizi göklerin hakimine emanet ederiz. Sevgili dostumuz…



                                                                                                                                    Sizi hiç unutamayacak
                                                                                                                                           KARDERELİLER