Köyde Çay İçme Kültürü / Hasip TURAN

Anasayfa » Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları » Köyde Çay İçme Kültürü / Hasip TURAN
share on facebook  tweet  share on google  print  

Köyde Çay İçme Kültürü / Hasip TURAN

"Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Köyde

      Kemah’ta, Sabahın erken bir saatinde, Kars’tan gelip İstanbul’a doğru giden trene bindim.  Kemah'tan sonraki ilk istasyon olan Alp’te indim. Birkaç gün öncesinden köyün yakınındaki jandarma karakolundan sağlanan telefon irtibatıyla köy muhtarına geleceğim bildirildi. Muhtara, bu istasyona katır gönderilerek alınmam bilgisi de ulaştırıldı. 

      O gün sabah saat: 10 -11 sularında Alp istasyonuna iki Kardereli, iki katırla beni almağa geldi. Bu mevsimde Karasu hem berrak ve pek sığdı hem de pek yavaş akıyordu. Nehrin karşı tarafına yürüyerek geçip köye doğru yola koyulduk. İkindi vaktine doğru köye ulaştık. Köye yaklaşırken fotoğraf makinamı çıkarıp birkaç kez deklanşöre bastım. İki yıl öğretmenlik yapacağım köyün ilk fotoğraflarını çektim. 

      Köyün içine girdikten sonra yanımdaki arkadaşlar beni muhtarın evine götürdüler. Ancak muhtarın evinin üst kattaki odasında Gazi adında bir genç marangoz, odanın mobilyası olan kerevet, dolap ve rafları yapmak için yoğun bir tempoyla çalışıyordu.

      Köye öğretmen geldiğinin haberini alanlar, "Hoşgeldin!"e geldiler.  Nedense bazıları beni öğretmene hiç benzetemediler. Haksız da değillerdi! On dokuz yaşında, henüz bıyıkları terlememiş minyon tipli, çocuk görünüşlü biriydim.

      “Hoş geldin öğretmen”le birlikte çay ikramı da başladı. İki üç bardak içtikten sonra, içtiğim çayın yeterli olduğunu ne kadar ısrar etsem de anlatamadım bir türlü. Çay ikramının ardı arkası kesilmedi. İnanması güç amma tam on sekiz bardak çay içtim. Daha sonra odaya gelenlere ikram edilen çay bir iki bardaktan sonra gelmiyordu da neden bana durmadan çay içirtiliyordu? Kendimce bunu “Öğretmene saygı ve misafirperverlik!!!” olarak yorumluyordum.

      Meğer işin sırrı, benim, bardağın üstünü kaşıkla kapatmayışımdaymış. Bu ayrıntı hiç dikkatimi çekmemişti! Son bardakta, yani ben on dokuzuncu bardağımı içerken yanıma oturan biri, çayını bitirdikten sonra, bardağının üstüne kaşığını koyduğunu farkettim. Boş bardağı alan arkadaş, bu kişiye bir daha çay servisi yapmadı. Ben de onu taklit ederek yarım bardağımın üstüne kaşığı koyup servis yapan arkadaşa uzattım. Böylelikle, ilk günde on sekiz buçuk bardak çay içtikten sonra, köyün çay içme kültürünü öğrenmiş oldum.

      Köye ilk gelişimdeki bu ilk anımı hiç unutmadım. Bu anımı sözlü olarak çevremdekilere defalarca anlattığım oldu. Şimdi yazılı olarak sizlere de aktarıyorum. Ben, bir köyün çay içme kültürünü on sekiz buçuk bardak çay içtikten sonra öğrendim!

      Kimbilir, kimler yaşamı boyunca öğrendikleri için nelere katlanmışlardır.

      Hasip TURAN


F : 134 - HT1.jpg



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not: Fotoğraf, 1962 yılının Eylül ayının ilk haftasında ve henüz köyün içine girmeden ilk gelişimde çektiğim fotoğrafdır.


Kardere.com


Kaynak : Hasip Turan
Tür : Kültür - Sanat Tarih : 20.05.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]