Dök Öğretmen Dök / Hasip TURAN

Anasayfa » Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları » Dök Öğretmen Dök / Hasip TURAN
share on facebook  tweet  share on google  print  

Dök Öğretmen Dök / Hasip TURAN

"Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Dök

       Köyün bakkalında günlük temel besin ihtiyaçlarını  karşılayacak pek çeşit yoktu. Örneğin: ekmek, yoğurt, süt gibi besin maddeleri satılmadığı için bu gereksinimlerim hiç bir maddi çıkar gözetmeksizin köylüler tarafından karşılanıyordu. Bunların karşılında ücret ödemek istesem de hiç kimse tarafından kabul edilmiyordu. Çünkü, köylü toplumunun yardımlaşma, paylaşma, dayanışma ve sorumluluk gibi güçlü olgusu  sosyal dayanışmada kişisel küçük maddi çıkarları men ediyordu. Kişisel maddi çıkarı için buna teşebbüs edenleri de ayıplıyorlardı. Köyümüzün bekar ve tek öğretmenini aç bırakacak değiliz düşüncesiyle, beni, özellikle ekmeksiz ve yoğurtsuz bırakmıyorlardı.

 

       Zaten köydeki ineklerin süt verimleri çok düşük olduğu için bir kaç gün biriktirilen sütle ancak bir bakraç yoğurt yapılabiliyordu. Bir bakraç yoğurt benim üç, dört günlük ihtiyacımı karşılıyordu. Yeterli yoğurdum varken getirilen yoğurtları da geri çeviriyordum.

 

       Bazı günler bir iki bakraç yoğurt getirilirken, birden bire hiç yoğurt getirilmez oldu. Bir hafta kadar yoğurtsuz kaldım. Önceleri belki ineklerin sütü kesilmiştir, insanlar biriktirdikleri sütlerle yoğurt yapıp yağ çıkarıyor  kışa hazırlık yapıyorlardır diye yorumladım kendi kendime.

 

       Bir gün köyodasında bu gereksinimimi dile getirdim. “Herhalde köyde yoğurt yapılmıyor” diye bir espri yaptım. Önce hiç kimseden ses çıkmadı. Bir müddet sonra odada bulunanlardan biri sessizliği bozdu. “ Öğretmen sana gönderilen yoğurtları, beğenmeyip geri çevirirsen tabiiki yoğurtsuz kalırsın. İstesen de bundan sonra bu köyde yoğurt bulamazsın.” dedi. Bunun üzerine ben, “Siz, israfın, müsrifliğin günah, ayıp ve nimete nankörlük olduğunu bilmiyor musunuz ? Benim geri çevirdiğim yoğurtlar beğenmediğimden değil, ihtiyacımdan fazla olduğu içindi. Beğenmeseydim bunu baştan yapardım. İhtiyacımın fazlasını alıp, onları ekşittikten, bozulduktan sonra dökerek israf etseydim daha mı iyi olurdu ?  Geri çevirdiğim yoğurdu, bana gönderenin çoluğu çocuğu yesin, israf edilmektense kendi ihtiyaçlarını karşılasınlar amacıylaydı” dedim.

 

       Benim bu konuşmamdan sonra uğultu halinde herkes birbiriyle konuşmağa, yorum yapmağa başladı. Meğer köylüler, benim, yoğurtları beğenmediğim için geri çevirdiğime hükmetmişler. Yaptığım açıklamayla bunun düşündükleri gibi olmadığını anlayınca rahatladılar. Yine içlerinden biri “ Öğretmen, biz bunu yanlış anlamışız. Bundan sonra seni hiç yoğurtsuz bırakmıyacağız. Kusurumuza bakma! Ne zaman yoğurdun biterse, çocuklardan birine yoğurdunun bittiğini söylemen yeterli. O çocuk, sana, mutlaka yoğurt bulup getirecek.”  dedi ve ekledi “ Köylümüz, senden önceki öğretmenlere de yoğurt götürürdü. İhtiyacından fazla olduğu halde alır, bekletir sonra da ekşiyen ve bozulan yoğurtları o öğretmenler gözümüzün önünde yere dökerlerdi. Biz de onlara “Dök öğretmen dök! Bu yoğurtlar yenmez der, bunun israf, müsriflik ve nimete nankörlük olduğunu hiç düşünemezdik. Bugüne kadar bizim davranışımızın yanlış, seninkinin doğru olduğunu şimdi anladık” dedi. 

 

       O günden sonra gerçekten yoğurtsuz kalmadım. Böylelikle, yıllarca yapılan bu hatalı uygulamadan da dönülmüş olundu. 

 

 

 

Hasip TURAN



Kardere.com


Kaynak : Hasip Turan
Tür : Kültür - Sanat Tarih : 23.05.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]