Narkozsuz Ameliyat / Hasip TURAN

Anasayfa » Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları » Narkozsuz Ameliyat / Hasip TURAN
share on facebook  tweet  share on google  print  

Narkozsuz Ameliyat / Hasip TURAN

"Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Narkozsuz

       Temizliğinin tam yapılması için torununu evine geri gönderdiğim günden beri banagücenen,selamını kesen komşum, bir ikindi vakti kapımı çaldı. Kapıyı açtığımda elinden tuttuğu torununun yüzünün kan içinde olduğunu gördüm. Alnının sol tarafındaki derin bir yaradan durmaksızın kan sızıyordu. Çocuğun rengi sapsarı, dede ise bitkin haldeydi. Dede, yalvaran ve güçlükle çıkan bir sesle  “Aman öğretmen, n’olursun bize yardım et!” dedi. Odamdan gazlı bez, sargı bezi ve bir sandalye getirdim. Çocuğu, sandalyeye oturttum.Önce yarasını sıkıca sardım. Bu arada dede, yaralanmanın nasıl olduğunu anlattı.  

       Merdivenden inerken çocuk dengesini kaybedip düşmüş. Alnı, düşme esnasında basamağın kenarındaki çıkıntı kıvrık çiviye çarpıp, yırtılmış, bu yaralanma olmuş. Dede bunları anlatıp bitirdiğinde, ben de yarayı sarmayı bitirmiştim. Dedeye, çocuğun hiç hareket etmeden oturmasını; şayet çocuk baygınlık geçirir sandalyeden düşecek olursa buna mani olmasını; yerinden kaldırmamasını, tembih ettim. “Ben karakola kadar gidip, doktora telefon edeceğim, ona ne yapmam gerektiğini sorup döneceğim” dedim. Karakolun yolunu tuttum.  

       Doktorun verdiği talimatta; önce su kaynatacaktım, ılımağa başlayan suyla yarayı ve etrafını temizleyecektim. Kendi ellerimi, sabunlu suyla oğarak yıkayacak havlu ya da başka bir şeyle kurulamıyacaktım, suyunu silkeleyip, alkolliyecektim. Bu kolaydı. Sonrası, sonrası benim için de yaralı çocuk için de çok çok zordu. Bir dikiş iğnesini çakmakla islendirmeden yakacaktım. İplik geçirip iğne ve ipliği tekrar alkolliyecek ve yarayı kan akışını durduracak şekilde dikecektim. Yaranın üzerine sarı bir toz vardı ondan ekip, sıkıca saracaktım. Yaralı çocuk yatakta, yatarak değil, oturarak uyuyacaktı. Bunun için sağ ve sol tarafı yastıklarla desteklenecekti. Dede ve nine nöbetleşe uyuyacaklardı. Bol bol su ya da çay içirilecek, bana verdiği eşantiyon hapların ağrı kesici olanından sabah yarım, akşam yarım olmak üzere günde bir hap yutacaktı. İki gün içinde çocukta kötüye doğru bir gidiş olursa kendisine getirilmesini de sıkı sıkı tembihledi. 

       Koşarak eve döndüm. Suyu kaynattım. Sargıyı açtığımda yaranın çevresinin hafif şiştiğini ve morardığını gördüm. Kanama durmamış, kan, sargıların üstüne çıkmıştı. Hazırlığımı yaptım ve yarayı dikmeğe başladım. Yarayı dikmek için, iğneyi bu hassaslaşan yerlere batırıp çıkardıkça çocuğun acısının bir kaç kat arttığını ben de içimde hissediyordum. Fakat, başka bir çözüm yolu yoktu, çaresizdim. Çocuğun sağlığı için bunu yapmak zorundaydım. Ben bu işlemleri yaparken çocuğun yüzü bembeyaz oldu. Şok geçirdiğini tahmin ettim. Belki de bu kadar acı karşısında gerçekten şok geçirdiği için  hiç sesi çıkmadı ya da sesini çıkaramadı. 

       Ayakta beni seyreden dedeyse bir hayalete dönmüştü. Nefes alıp verdiğinin farkında bile değildi. Yarayı doktorun talimatına uygun bir şekilde diktim, üstüne sarı tozdan serptim, güzelce bağladım. Hap verdim. Çocuğun nasıl uyuyacağını, çocuk uyurken kendilerinin de nöbetleşe uyumaları gerektiğini anlattım. Ertesi gün pansuman yapacağımı söyleyip evlerine gönderdim. 

       Ertesi gün ve daha sonraki günlerde pansumanlarını düzenli şekilde yaptım. İlk iki gün içinde yarada kötüye doğru bir gidiş olmadığı için doktora götürülmesine gerek kalmadı. Bir zaman sonra tamamen iyileşti. Fakat anlındaki o yara iz bırakmıştı. Bukadarına şükrettik. Allah çocuğu esirgemiş, bana da o işlemi yaparken güç vermişti. 

       Daha sonra komşum defalarca benden af diledi. Cahilce davrandığına lanetler okudu. Selamını da esirgemedi.


Hasip TURAN


Kardere.com


Kaynak : Hasip Turan
Tür : Kültür - Sanat Tarih : 31.05.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]