Kuzu Kavurma / Hasip TURAN

Anasayfa » Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları » Kuzu Kavurma / Hasip TURAN
share on facebook  tweet  share on google  print  

Kuzu Kavurma / Hasip TURAN

"Öğretmenimiz Hasip TURAN'ın Hatıraları" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
Kuzu

       1962-1963 öğretim yılının son günleriydi. O yıl beşinci sınıfı bitirenlerin diplomalarını vermiş, ertesi yıl için okula başlayacak çocukların kayıtlarını  yapmıştım. Geriye, okulun demirbaş eşyalarının listesini ve okulun anahtarını muhtara teslim etmek kalıyordu.  Resmen başlayacak yaz tatiline çok az bir zaman kalmıştı. Mayıs ayının son haftasıydı.    

       Kuzular sütten kesilmiş, doğa yeşil urbalarını kuşanmış, hava iyiden iyiye ısınmış, günler uzamıştı. Güneşli, güzel bir günde iki köylü, beni uğurlamağa sütten kestikleri birer kuzuyla, evime geldiler. Bana “ Öğretmen, bu kuzuları sana getirdik. Buyur, bu kuzular senin olsun”, dediler. Ben, “ Arkadaşlar, çok zahmet etmişsiniz, çok teşekkür ederim. Fakat üç, beş gün sonra ben uzun bir yaz tatili için memleketime gideceğim. Ben yokken kim bakacak bu kuzulara? dediğimde, “ Orasını biz düşünemedik, sen düşün! dediler. İmdadıma ev sahibem Alduran yetişti. Benimle konuşurken ilk söylediği “Aboo öğretmen” le söze başladı. “ Sen dert etme katarız KOM’lardaki sürülerin birine, sen dönünceye kadar semirir onlar, geldiğinde de ne yapacağına karar verirsin”, dedi. Öyle de yaptık. Alduran, kuzuları, KOM’lardaki sürülerden birine katmış. 

       Tatil dönüşümde Alduran, “Öğretmen, kuzularından biri öldü. Diğeri de koç gibi oldu maşallah, ne zaman istersen getiririz”, dedi. Kuzuları unutmuş ne yapacağımı da hiç düşünmemiştim. Burada da imdadıma Milimci Mustafa yetişti. 

       Bu arkadaş, Kemah’a geldiğim gün tanıdığım ilk Kardereli ve aynı odayı paylaştığım kişiydi. Sakin,  saygılı, alçak gönüllü biriydi. Mesleği marangoz olan Mustafa’ya milimci lakabı, yapacaklarının ölçülerini milimetresine dikkat ederek aldığı, işlerini titizlikle, yaptığı için takılmış! Temiz iş yaptığına ben de şahit oldum. Kitaplarım, odamda, üst üste konulmuş haldeydi. Birgün beni ziyarete geldiğinde “Öğretmen, sana bir kitaplık yapayım bundan sonra kitaplarını yapacağım kitaplığa koy”, dedi. Uygun fiatla bana çok güzel ve sağlam bir kitaplık yaptı. Ben, bu kitaplığı Kardere’deki görevim bittikten sonra memleketime götürdüm. Kapağından, İzmir’deki evime bir mutfak masası yaptırdım, kitap konulan kısmını da kızkardeşim hala kullanmakta. 

       Milimci Mustafa, “Öğretmen, kuzuyu falanca gün getirsinler. Ben, onu keser, temizler,doğrar sana kavurma yaparım. Sen de afiyetle yersin, dedi.”  Kuzuyu getirdiler. Gerçekten koç gibi olmuş. Milimci Mustafa, kuzuyu kesti, Alduran’dan aldığımız hamur tahtasının üzerinde kavurmalık ölçülerde doğradı. Pompalı gaz ocağının üstünde yine Alduran’dan aldığımız kalaylı büyük bir bakır tencerenin içinde kavurdu. Pişince, tencerenin kapağını kapatıp, odamın bitişiğindeki küçük kilerde soğumaya bıraktık. 

       Kavurma nefisti, üstü üç parmak kalığında yağla kaplıydı. Bazen sabah kahvaltımı, sobamın üstünde ısıttığım tandır ekmeğimin arasına koyduğum kavurmalı dürümle yapardım. Bir yıl önceki et sıkıntım kavurma ile giderilmiş, yemeklerimi de kavurmayla yapmağa başlamıştım. Bir büyük tencere dolusu kavurma beni 1964 yılının yaz tatiline kadar idare etti. Keyfim yerindeydi! Bana, kuzu verenlere de, kuzuya bakanlara da, kavurma yapana da sonsuz teşekkürler! 


Hasip TURAN


Kardere.com



Kaynak : Hasip Turan
Tür : Kültür - Sanat Tarih : 12.06.2009
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]