İhtik ya da Dertler Düzü | 7 - İhtik'te Uyanmak

Anasayfa » İhtik ya da Dertler Düzü » İhtik ya da Dertler Düzü | 7 - İhtik'te Uyanmak
share on facebook  tweet  share on google  print  

İhtik ya da Dertler Düzü | 7 - İhtik'te Uyanmak

"İhtik ya da Dertler Düzü" için, toplam 1 sonuç arasından 1 - 1 arası sonuçlar
İhtik








            İhtik'te Uyanmak  7



     


      İhtik’liler sadece bir koruluk yapmakla yetinirler mi? İhtik uyanmıştır, İhtikliler ne kadar dertleri varsa hepsini kesip atmak kararında. Ortalarda oynaşan çocukları gösteriyor “biz çektik bunlar çekmesin bari” diyorlar ve İhtik’i yörede “tek köy” yapma sevdası iliklerine işlemiş.

      Örneğin bir ark geçermiş köyün içinden yıllardır. Yukarı bentte toplanan suyu aşağılara, tarlalara indiren bu ark, toprak olduğu için zaten az olan suyun bir kısmı da yolda kaybolur, tarlanın başına gelinceye kadar su olmaktan çıkarmış. Halbu ki İhtik’in toprağı sert, yağmur düşlere giriyor İhtik’de. Öyleyse, öyleyse demişler bir gün şu arkı da betondan yapalım bari. Ve 1962 yazında dernek yoluyla sağlanan araçları da kullanıp günlerce çalışmış, 250 metre uzunluğunda bir beton ark yapmışlar köyün içine. Kumunu çekmişler 250 torba da çimento alın ark derdi bitmiş İhtik’de, Şimdi su, bir güzel akıyor arktan, ve damlası kaybolmadan taa tarlalara iniyor.

       ZERRİN ÇEŞMESİ

      Daha önce de söylemiştik. Köyün üstünde iyi bir su var. İçme suyudur bu. Fakat açıktan akar ve kirlenir. Yalak gereklidir köye hayvanlar için. Öyleyse bunu da yapmak gerek. Ve de öyle olur. 1960 yılında köylüler yine birleşirler, yine birkaç liracıklarını bir araya getirirler, yine dernek öncülük eder ve bu işi de başarırlar. Erzincan’dan getirilen beton künkler döşenir, çimentodan uzun yalak bir yapılır ve Zerrin Çeşmesi bir güzelleşir, bir güzelleşir ki...

       KİTAPLIK

      1959 yılında İhtik’i Kalkındırma Başkanlığına seçilen Orhan Bozdemir, her İhtikli gibi anadan doğma uyanık. Okumuş olduğu, yıllardır İstanbul’da kaldığı için de uyanık. Oturuyor arkadaşlarıyla eksikliklerini düşünüyorlar köyün. Bir de kitaplık yapmak geliyor akıllarına. Yıl 1960’der. Köyün ortasında, cami yanında bir oda alıyorlar parasıyla. Raf yapıyorlar, radyo alıyorlar, masa çay takımı alıyorlar, lüks lambası alıyorlar ve de içine 500’e yakın kitap koyunca İhtik’de örnek bir kitaplık meydana geliyor. İhtik’de kahve yoktur. İhtikliler okumayı seven insanlar. Bunun için özellikle kış aylarında kitaplık dolup taşıyormuş. Evlere de veriyorlarmış kitap. Bana da dediler ki “Yeteri kadar kitabımız var ama, arkadaşlarınıza söyleseniz de biraz gazete gönderseler. Belki geç gelir ama ne de olsa gelir, okuruz.” Ben de İhtik’i sevenlere duyuruyorum. İhtiklileri gazetesiz bırakmamalı.

       BİRAZ DA GİYİM ÜSTÜNE

     İhtikliler istiyorlar ki, bütün bunların yanında özellikle kadınları giyim meselelerini de halletsinler. Onları da gün ışığına çıkarsınlar. Ve hazırlanıyorlar buna.

     İhtiklilerin çoğu İstanbul’u ve diğer büyük şehirleri görmüşler. Bazı kadınlar da görmüş İstanbul’u. Onun için bunu mutlaka yapmak istiyorlar. Hatta belki de öznümüzdeki yıl İhtikli kadınlar sadece şalvar, bluz ve eşarpla kalacaklar. Bunu yapmaya kesinlikle kararlı köylüler. “Neye yarar” diyorlar. Neye yarar bütün çabalarımız bu işi de başaramazsak?

     Karar vermişler. Bunu el altından, özellikle kadınlar üzerinde işleyecekler. Sonra dernek, köylülerin de yardımıyla tek tip bir elbise yaptıracak ve dağıtacak evlere. Bir bayram günüde herkes aynı elbise ile çıkacak sokağa. Çünkü teker teker olursa iyi etki yapmıyormuş. İstemeyerek de olsa, adet olmuş işte yıllardır. Kınanmaktam korkuyor kadınlar. Ama kadınlar da hazır buna. Hep birden olursa mutlaka olacak bu iş. İhtik’in kadınları giyimlerini değiştirecek ve yüzyılların alışkanlığını yıkacaklar.

     Bu konuda Miss Elizabeth MacCallum iyi bir örnek oldu köy kadınlarına. Çünkü Miss MacCallum, bir şalvar bir bluz ve bir başörtü taşıyordu. Köye böyle girdi, İhtik’teki düğüne böyle katıldı ve böyle ayrıldı İhtik’ten. Sonra Miss MacCallum köyde kaldığı süre içinde kadınları bir hayli işlemiş bu konuda. Erkekler zaten önder olduğundan İhtik’te bu iş de mutlaka başarılacak göreceksiniz.

İhtik'te düğün vardı biz oradayken. Mehmet Gür, 18 yaşındaki oğluna gelin getirdi Aşağı İhtik'ten ve dokuz köyün genci halay çektiler iki gün - iki gece.

      İHTİK’DEN ÖRNEK ALINIYOR

      İhtik’de başlayan ve gelişen yenilikler çevredeki köylülerin de gözlerini açmış. Hele Erzincan Valisi Kemalettin Gazezoğlu köydeki yenilikleri çalışmaları görmek üzere İhtik’e gelince iş daha da değişmiş. Şimdi çeşitli köylerde dernekler kuruluyor. Bunlar da İhtik’lilerin yaptıklarını yapmaya çalışacaklar. Çünkü aynı dertler ufak farklarla buralarda da var. Örneğin, Nezgep, Bergisor, Aşağı İhtik, Şökke, Korkop köyleri kurmuşlar bile derneklerini. Hele Nezgep köyü hakkında güzel birşey anlattılar.

      Buradaki dernekçiler çaylar düzenliyorlarmış köyler arasında. Her köyden konuklar çağırıyor, dertlerini konuşuyorlarmış çevrenin. Bu günlerde yani çay günlerinde aranan biri bulunamayınca “Belki Nezgep’e çaya gitmiştir” diyorlarmış. Düşünün Nezgep nere İhtik ya da Bergisor nere? Ama gidiyorlar işte köylüler. Yalnızlık içlerine işlemiş çünkü.

      Ve inandık ki, İhtik gibi, bu köyler de toplanacak, çalışacak hepsi davalarını halledecekler. Önemli olan uyanmaktır. Ve bu uyku İhtik’te bitmiştir. İhtik bayraktar olmuştur çevresine.

      Bu sert toprakları, bu susuz toprakları, bu yolsuz köyleri birkaç yıl sonra Batı köyleri gibi görebiliriz. Onlar imkansızlıkları yoklukları ve de tabiatı yeneceklerdir. Bütün gönlümüzce başarılar diliyoruz onlara.





      Gelecek Yazı : Kemah Dedikleri




      Yayına Hazırlayan:
     Abdullah Bozdemir


      Kemahkalesi.com

Kaynak : www.kemahkalesi.com
Tür : Diğer Tarih : 07.07.2012
[ Tüm yazılara ulaşmak için burayı tıklayınız. ]